|
GOOGLE TRANSLATE
YOUTHOPIA
|
Anasayfa » Eylem 1.1
Share the Green Side of Your Mind
Yazar: K. Efe ORUÇ Tarih: 18 Ocak 2010, 23:28
Yağmurlu bir İstanbul sabahı, dizaynı, yönlendirmeleri ve konforlu alt yapısıyla dünya standartlarında olan Atatürk
Share the Green Side of Your Mind
... Yağmurlu bir İstanbul sabahı, dizaynı, yönlendirmeleri ve konforlu alt yapısıyla dünya standartlarında olan Atatürk Havalimanı'nda bir saat kadar zaman geçirdikten sonra uçağa bindik ve eğlenceli 1:55 dakikalık uçak yolculuğumuz başladı. Roma Havalimanı'na indiğimizde biraz şaşırmıştık çünkü yürüme mesafesinde olmayan merkezler arasında otobüs, metro, kayan bantlar vb. yapılara valizlerle binmek, inmek, yürümek, tekrar binmek ... işkence gibiydi. Daha önceden iletişim kurduğumuz Valentina'nın akşam 19:00'da Roma Havalimanı önünde buluşalım önerisi üzerine, yorgunluğumuzu da düşünerek 2 saat kadar havalimanı mobilyalarında konakladık.
Görüşme saati yaklaşınca havalimanı dışına bir bölümde beklemeye koyulduk, aynı güzergahta bekleyen başka bir grubu görünce gülümseyerek yanlarına gittik. Finlandiya'dan gelen ekip olduklarını öğrendik ve kısa bir sürede kaynaştık. Hyvärinen üçüzleri, Maria ve international momy Prio, gerçekten hepsi sıcak ve pozitif insanlardı... Kısa bir süre sonra Yunanistan'dan gelen diğer katılımcılarla da tanıştık ve yine sıcak bir tanışma ve heyecanlı muhabbetler...
Bizleri Perugia'ya götürecek midibüs göründü ve nihayetinde Valentina'yla tanıştık. Yaklaşık üç saatlik otobüs yolculuğunda sürekli koltuk değiştirerek birbirimizle daha fazla kaynaştık. Eğlenceli başlayan otobüs yolculuğu, kalacağımız yere yaklaştıkça yoruculuğunu iyiden iyiye hissettirmeye başlamıştı. Birçoğumuz koltuklarda yorgunluğun etkisiyle uyumuştuk bile.
Nihayetinde La Genga'ya vardık. 1895 yılında İtalya ormanlarının en sık olduğu bi bölümde inşa edilen bu yapı, ihtişamlı yapısıyla büyüleyici diğer taraftanda ıssızlığıyla ürkütücü görünmekteydi.

Saat gecenin 23:30'u olmasına karşın sanki gün yeni başlamış gibi hepimiz canlanıvermiştik. Oda paylaşımları yapıldıktan sonra, eşyalarımızı odalardaki dolaplara yerleştirmek istedik ancak tozlu ve örümcek ağlarıyla kaplı rafları görünce şok olduk, kalacağımız mekanlar gerçekten de vahim bir haldeydi... Durumu Valentina'ya ilettik ancak bu durumu çok normal karşıladığını belirten Valentina'dan pek bi fayda gelmeyeceğini anlamamız uzun sürmedi. Açıkçası gecenin geç saatinde güzel başlayan İtalya Macerası bu hüsranla birlite hayal kırıklığına dönüştü.
Yataklarımızı kullanılabilecek bir hale getirdikten sonra valizlerimizi yataklarımızın yanına özenle yerleştirdik. Gerçketende tabiatla içiçe olmuştuk, dışarda doğanın eşsiz uğultusu, içerde sayısız böcek ve hayvancıklar...
Gruplar halinde sohbetlerimiz devam etti, iyice alıştık, kaynaştık. Sabaha karşı 3-4 gibi yavaş yavaş yataklarımıza ve oda arkadaşlarımız olan böceklerin yanına gittik. İyice hissettiğimiz yorgunluğun etkisiyle herkes tatlı uykusuna daldı.

Ertesi sabah kahvaltıdan sonra, sabah egzersizleri ve sosyal gelişime dayalı oyunlar oynadık. Yapılan görev dağılımlarıyla kimileri kahvaltı bulaşıklarını temizlerken, kimileri de öğlen yemeğine yardım etti. Eğlenceli görünmeyen bu etkinliklere, barındığımız evin mahrumiyetleri ve oluşturduğu rahatsızlıklarda eklenince Yunanlı gruptan 3 arkadaşımız daha ilk günden aramızdan ayrıldı. Tanışalı bir gün olmasına karşın, hepimiz çok üzülmüştük.
İlk gün tanışma etkinlikleri oldu, her grup ülkesini ve en sık kullanılan cümlelerin kendi dilindeki karşılığını öğretti ve ülkesine has ürünleri ikram etti. Öğlen yemeğinden sonra doğal enerji kaynaklarına yönelik el emeğine dayalı grafiklerli sunum çalışmaları yaptık... İlerleyen günlerde de benzer çalışmalarla birlikte, basit mekanizmalara dayalı bazı prototiplerde ürettik. Bu çalışmalardan arta kalan sürelerin çoğunda birlikte sportif yada kültürel birlikteliklere yer veriyorduk. Özellikle akşamları her ulusun en bilindik müzikleri eşliğinde birbirimize uyum sağlamaya çalışarak dans ediyor ve değişik tiplemelere giriyorduk. İlginç olduğu kadar eğlenceli ve keyif verici olan bu etkinlikler şüphesiz ki herkeste büyük mutluluklar ve unutulaz anılar oluşturdu.
Herkesin iple çektiği çarşamba günü gelip çatmıştı. Sabah erkenden uyandık ve kahvaltı yaptık. Sonra herkes en temiz kıyafetlerini giydi :o) ... Perugia'ya gidiyorduk. Hasret kaldığımız kalabalık ve kent hayatına yeniden kavuşacaktık. Yollar çok kötü olduğu için 3-4 km kadar yolu yürüdük. Herkesin özenle giydiği temiz kıyafetleri malesef toz, toprak içinde kalmıştı. Nihayet araç göründü ve yolun kalan kısmını bu vasıtayla tamamladık. Kısa bir Perugia turundan sonra kent merkezinde bulunan Kongre Salonunda basın toplantısı yapıldı. Çok yapmacık ve tribünlere yönelik bir toplantı olduğu alenen belli olan bu sıkıcı etkinlikten sonra self servis ikramın olduğu odaya geçtik. Herkes bu cömertliği şaşkınlıkla karşıladı; daha önceki mahrumiyetleri göz önüne getirerek... Bu tipteki ikramların devam edeceğini ümit ettik ama ne yazık ki ilk ve son ikram Perugia Kongre Salonu'ndaki ikram oldu.
Free time zamanı gelince üçerli beşerli gruplara ayrıldık, Sara'nın rehberliğinde önce bir internet kafeye gidip, internet hasretmizi giderdik ve daha sonrada kent turuna çıktık. Uzunca bir süredir ingilizce konusunda internet arkadaşlığı yaptığım ve Perugia'da yüksek lisans öğrencisi olan değerli arkadaşım Álvaro'yu da alarak, kent içerisinde gezinmeye başladık. Güzel geçen günün ardından hep birlikte bir restourantta pizza yedikten sonra ihtiyar mekanımıza, La Genga'ya geri döndük.
Gecenin geç saatlerine kadar medeniyetler tanışması yani muhabbetlerimiz devam ediyordu. Uluslararası meseleler hakkında konuşmak, şarkı söylemek, tiyatro yapmak, ülkelere ait populer şahsiyet ve meseleler hakkında konuşmak vazgeçilmezlerimizdi ...
Yağmurlu bir Perugia gününde 19. yüzyıldan kalma çalışma salonunda toplandık. İnsanoğlunun müsrifliği ve günümüz teknolojisinin doğaya ne derece zarar verdiğine dair hazırlanın görsel dökümanları izledik. Çok iyi modelize edilen görüntülerde, hayatımıza dair birçok ayrıntıyı farkettik. Bilimsel anlamda sıkça duyduğumuz yenilenebilir ve/veya dönüşümlü kavramlarının normal hayatta birçok uygulama alanını öğrendiğimiz gibi bioenerji ve kişisel hareket enerjisi ile elektrik üretimi, doğal malzemeler ile çamaşırların temizlenmesi vb. birçok uygulama ile önemli kazanımlar edindik.

Güzel ve bir o kadar da anlamlı geçen günlerin ardından gitme vakti yavaş yavaş yaklaşıyordu. Perugia'daki yerel televizyona ait kamera karşısındaki yapmacık atraksiyonlardan sonra giderayak bizlerle tanışma lütfunu arzeden İtalya CESVOL yöneticisinin, 30 kişilik proje katılımcılarına içinde 10 tane çikolata olan bir paketi sunması ve sunum esnasında 17 dakika İtalya çikolatasının reklamını yapması herkeste kısık tonlu gülümsemelere sebebiyet vermişti. (One packet chocolate for 28 people :o)
Son günün akşamı sevgili Valentina ev mahsülü pizza yiyeceğimiz süprizini bizlerle paylaştı. Alışkın olmadığımız bu ikram bizi sevindirdiği gibi bir o kadar da düşündürdü. Çünkü daha önceki her süpriz haberi hayal kırıklığıyla sonuçlanmıştı. Saatler ilerledi ve 113 yıllık tarihi evin taş kuzinesinde ateş yakıldı, mutfakta kalan son malzemelerle alışılmışın dışında pizzalar yapılmaya başlandı... Sade soğanlı, sade maydanozlu, domates ve soğanlı vb. damak tadımıza hitap etmeyen birçok pizza türü... Maalesef son süprizde hayal kırıklığıyla sonuçlanmıştı.
Yemekten sonra son akşamın matemiyle gece geç saatlere kadar koyu sohbetlere dalmıştı. e-Mail, cep telefon numarası, Msn vb. iletişim bilgileri elden ele dolaşıyordu. Kah gülümsemeler, kah dolan gözler... Hiç sevilmeyen anlardır bu ayrılık çanlarının çalış zamanları! Sabaha karşı 4 gibi yavaş yavaş odalara çekilmeye başladık. Türk ve Yunan grubu sabahın ilk ışıklarında saat 6:00'da La Genga'dan ayrılacaktı. Diğer gruplarda uçak saatlerine göre ilerleyen zamanlarda bizden sonra ayrılacaklardı.
Telefonların alarmları çalmaya başladı. Daha önceden hazırladığımız valizlerimizi alıp bahçede bizi bekleyen aracın bağajına yerleştirdik. Herkesle teker teker sarılıp, vedalaştık. Hüzün hissiyatımızın hat saffasını yaşıyorduk...
İtalyan dostluğunun en belirgin örneği sevgili Sara'da bize eşlik edecekti. İtalya macerasının son gününde Roma'yı gezecek ve "Venire, videre, vincere" (Veni, vidi, vici) sözüyle özdeşleşmiş Roma tarihinin büyüleyici etkisiyle ülkemize dönecektik.
Araçla Perugia garına oradan da 3 saatlik eğlenceli bir tren yolculuğu ile Roma'ya gittik. Sevgili Sara'nın rehberliğinde Roma turuna başlamadan önce Yunanlı kardeşlerimizle vedalaştık ve ikinci ayrılık hüznünü yaşadık...
Zaman kaybetmeden Roma'nın görülmesi gereken her yerini gezmek istiyorduk. Öncelikle Colosseo'ya gittik. Asırlara meydan okuyan bu insanoğlu yapısı gerçekten de görülmeye değerdi. 10-15 dakika kadar Colosseo civarında gezindikten sonra Roma'ya ait turistik eşyalar satan seyyar satıcılara yöneldik. İlk etapta bir hediyelik eşyaya 10 € fiyat biçen ve daha sonra pazarlıkla 2 €'ya bırakan bu satıcılar, ülkemizde turistleri fahiş fiyatlarla kandıran satıcıları aklımıza getirdi. Demek sadece bizim ülkemizin problemi değilmiş bu sorun ...

Antik Roma çeşmelerinden su şişelerimizi doldurduktan sonra kentteki gezimize devam ettik. L'Arco di Costantino, Santa Maria in Aracoeli, Foro Romano, Basilica di San Pietro ve Monumento a Vittorio Emanuele II görüp, mutlu ve yorgun bir şekilde italyan spagettisini tadacağımız bir yere gittik. Roma'nın en kalabalık bulvarında yer alan kalabalık bir restouranta girip siparişlerimizi verdik. Pizza, spagetti ve gözümüzü doyuracak diğer yiyeceklerden tadıp Roma turuna devam ettik. Pantheon II Kilisesi'ni gezdikten sonra La Fontana Di Trevi'ye gittik. Dilimizdeki karşılığı Dilek Havuzu olan La Fontana Di Trevi'de birkaç cent atıp gönülden bişeyler diledikten sonra hızlı adımlarla metroya doğru yola koyulduk. Tren Garına gidip valizlerimizi alıp oradan da trenle Roma Havalimanına gidecektik.
Valizlerimizi aldıktan sonra hepimizde anlamlı ve güzel izler bırakan sevgili Sara ile vedalaştık. Heyecanla geldiğimiz yolu birçok arkadaşlıklar ve güzel anılarla süsleyip aynı şekilde geri dönüyorduk.
İçsel dünyamızda, "Gezen mi iyi bilir yoksa okuyan mı?" sorusuna bir kez daha gezen cevabını vermenin tebessümlü tatminkarlığıyla yurdumuza geri döndük...
Bu haber 126 defa okunmuştur.
 |
Eylem 1.1 |
 |
|
|
|
|
  |
40 Soruda Avrupa Gönüllü HizmetiMotivasyon Mektubu Nasıl Yazılmalı19 Ocak 201018 Ocak 2010 |
|
LIFEDREAMS4U
BALIKESİR'DE HAVA
Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.
|