 |
|
|
|
|
|
GOOGLE TRANSLATE
YOUTHOPIA
|
Anasayfa » Anı Yazıları
Çağatay Yolda
Yazar: GESOGED Tarih: 18 Ocak 2010, 23:54
Merhabalar. Ben Çağatay Baş. 23 Yaşındayım ve kendi şirketimde çalışıyorum. Benim EVS maceram Balıkesirde bulunan Gençlik Sosyal Gelişim Derneği(GESOGED) ile tanışmam ile başladı. Değerli hocam ve
Merhabalar. Ben Çağatay Baş. 23 Yaşındayım ve kendi şirketimde çalışıyorum. Benim EVS maceram Balıkesir’de bulunan Gençlik Sosyal Gelişim Derneği(GESOGED) ile tanışmam ile başladı. Değerli hocam ve derneğin kurucularından Fahri Çakı ile görüştüğümde Polonya’da bir proje olduğunu ve gitmek isteyip istemediğimi sordu. Bende projeyi araştırdığımda bana uygun olduğunu gördüm ve kabul ettim. Projenin amacı Polonya’nın Wroclaw kentinde bulunan yaşlıların kaldığı sosyal bir tesiste, oradaki insanların yaptıkları resim, heykeltıraşlık, oymacılık gibi el işlerine yardımcı olmaktı. Polonya’daki kurum ile mesajlaşmamızdan sonra proje’ye kabul edildiğimi öğrendim. Yalnız hemen işlemlerimi yapmam gerekiyordu çünkü çok fazla vaktimiz kalmamıştı. Şimdi sıradaki yapmam gereken vize işlemlerimi halletmekti. Yalnız vize işlemleri size verdikleri davetiye ile hiç sorun çıkarmadan rahatlıkla yapılabiliyor. Fahri Hocamın yardımları ile evraklarımı hazırladım ve Polonya Konsolosluğundan randevu aldıktan sonra hemen Ankara’ya gittim ve vize işlemlerini başlattım. 5 gün içerisinde vize başvurum onaylanmıştı. Şimdi sıra uçak biletini almaya gelmişti. Ama uçak biletim ve özel sağlık sigortam GESOGED tarafından alınmıştı zaten. Benim yapacağım hiçbir şey kalmamıştı. Sadece yeni maceranın başlayacağı günü beklemek kalmıştı bana.
İşte o gün gelmişti. 18 Şubat 2008 tarihinde Adana’dan Polonya’ya İstanbul aktarmalı olarak yola çıkacağım gün. Saat 07:45’da Adana-İstanbul uçağına bindim ve İstanbul Atatürk Havaalanına iniş yaptığımızda Polonya uçağımın kalkmasına çok az bir zaman kalmıştı. Ama neyse ki Polonya uçağı 1 saat rötar yaptığı için sorun yaşamadan yetiştik. İstanbul’dan Polonya’ya 2 saat 30 dakikalık bir uçuştan sonra Polonya’nın başkenti olan Varşova kentinin Frederic Chopin havaalanına sorunsuz şekilde iniş yaptık. Daha sonra daha önceden bana verilen bilgiler yardımı ile tren garının yolunu tuttum ki zaten çok kolay şekilde buldum. Çünkü buradaki kurumum orda yapacaklarımı bana önceden söylemişti. Tren garına ulaştığımda son trenin kaçtığını öğrendim. İşte ilk ümitsizlik başlıyordu. Ama hemen Türkiye’de ki kurumumu aradım ve ne yapmam gerektiğini sordum. Bana o gece bir otelde kalmamı ve ertesi gün gitmemi söylediler ve o anda rahatladım. Telaşlanacak bir şey yoktu. Yapmam gereken çok basitti. En yakındaki otele gidip eşyalarımı bırakıp o günün tadını çıkartmak ve şehri gezmekti. İşte ilk günün aksaklıklar olmasına rağmen muhteşem geçti. Varşova’nın 1 gecede gezilebilecek her yerini gezmeye çalıştım. İnanmayacaksınız ama ilk gece toplamda 6 tane yeni Türk arkadaşım olmuştu. Kaldığım otelde 6 tane Türk vardı. O gece hep beraber eğlendik. Ertesi gün artık gitme vakti gelmişti. Tren biletimi aldım ve Varşova’dan Wroclaw kentine doğru yola çıktım. Önümde uzun bir yolculuk olacağı kesindi. Varşova’dan 6 saat tren yolculuğu ile Wroclaw kentine ordanda 2 saatlik bir tren yolculuğu sonrası kalacağım yere yani Bystrizca Klodzka kasabasına gelecektim. 6 saatlik tren yolculuğu çok eğlenceli idi. Turist olduğunuzu herkes anlıyordu ve herkes sohbet etmek istiyordu. Duyduğumun tam aksine Polonya vatandaşları çok sıcak kanlı insanlar. 6 saatlik yol boyunca bir sürü kişi ile konuştum. Zaten konuşacak kimse olmasa dahi yeni bir yerde etrafı izlemeniz bile yetiyor insana. Etraf yemyeşil ve bir sürü tarihi bina ile çevrili. Ben daha trende ilen doğru bir tercih yaptığımın farkına vardım Polonya’ya gelmekle. 6 saat geçmişti ve artık trenden ayrılıp başka bir trene geçme vakti gelmişti. Trende tanıştığım insanların yardımı ile yeni trenimi buldum ve trenin kalkmasına yarım saat gibi bir süre kalmasını da değerlendirerek Wroclaw kentini biraz görmek için tren garından dışarı çıkmaya karar verdim. İndiğim saat tam olarak 20:15 idi şehrin bütün ışıkları yanmıştı. Dışarı çıktığımda farklı bir yerde olduğumu anlamıştım ve kendi kendime düşündüm.
Bir yerden bir yere gitmek ne kadar kolaydı. Sabah evinizde uyanıyorsunuz, öğlen İstanbul’a geliyorsunuz, Öğleden sonra tamamen farklı bir ülkede Polonya’dasınız. Aksam ise gittiginiz ülkenin başka bir şehrindesiniz. 1 güne bu kadar yer sığdırmak inanın muhteşem bir şey. Wroclaw’da biraz gezdikten sonra tren saatim gelmişti. Trene binmeden önce beni karşılayacak olan aileyi arayıp trene bineceğim saati söylediğim için orda beni onların karşılayacağını biliyordum. Bu seferki tren daha öncekine göre daha eskiydi. O kadar yol gelmeme rağmen yorgun değildim. 2 saatlik yolculuğumuz sonrasında Bystrizca Klodzko kasabasına geldik. İndiğimizde saat tam olarak 22:58 idi. Trenden indiğimde peronda bekleyen sadece 1 kişi olduğunu gördüm ve muhtemelen o kişide beni bekleyen kişi idi. Yanına gidip selam verdiğimde karşımdaki kişinin Selamün Aleyküm demesi o anda gerçekten komik bir durumdu. Birinin benimle dalga geçtiğini sandım ama durumu daha sonradan öğrendim. Beni tren garından alan kişi kalacağımız evin sahibi Papa idi. Kendisinin kızı bir Türk ile evli olduğu için doğal olarak Türkçe kelimelerde biliyordu. Eve gittiğimizde valizimi bıraktım ve mutfakta oturan arkadaşlar ile tanışmaya başladım. Toplamda 6 kişilerdi. 4 kişi ingilizdi. Diğer iki kişiye de İngilizce selam verdikten sonra aralarından birinin ‘’Abi bizde Türküz!!’’ demesi ile 2. dumur vakası yaşandı. Gece saat 2’ye kadar sohbet ettikten sonra yataklarımıza çekildik. Ertesi gün asıl yapmak için geldiğimiz şeyi yapacaktık. Geliş amacımız nede olsa yaşlılara destek olmak ve onlara yardım etmekti. Sabah olmuştu kahvaltıdan sonra kasabada bizim ev sahibi kuruluşumuz olan kurumun ofisine gittik. Oradaki herkes ile tanıştıktan sonra bizim çalışacağımız yere gidip gitmek istemediğimizi sordular. Bizde gitmek istediğimizi soyledik. Zaten sosyal merkez kurumun ofisinden yürüyerek yaklaşık 10 dakika uzaklıkta idi. Sosyal merkeze gittiğimizde o kadar sıcak bir ortam ile karşılaştık ki anlatamam. Yaşlılar çok sıcak kanlılar. Çalışanlar sanki biz oraya yardım etmeye gelmemişiz gibi bize yardım etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Toplamda 2 saat sosyal merkezde vakit geçirdikten sonra bize istersek kasabayı gezdirebileceklerini söylediler. Kasabayı ben size kısaca anlatayım. Toplamda nüfusu 10000 olan Wroclaw kentine bağlı bir yerleşim yeri. 2 adet büyük marketi var. Çok büyük bir yer değil. Yürüyerek toplamda 1 saat gibi bir sürede gezebilirsiniz her yerini. Herkes birbirini tanıyor ve size çok sıcak davranıyorlar. Aksamları saat 5 olduğunda çoğu işyeri kapanıyor. Cafeleri saat 8’e kadar açık. Heryerde ağaçlar ve ırmaklar olan yemyeşil bir doğası var. Çek Cumhuriyeti sınırına 1 saatlik mesafede. Ertesi gün bize bir türk gecesi yapacağımızı söylediler. Bizde ne yapabileceğimizi düşündük ve Türklere özgü yemeklerden yapmaya karar verdik. 2 günümüz vardı. İrmik helvası yapmayı düşündük ama irmik bulamadık, babahannuş yapalım dedik patlıcan bulamadık, en sonunda çiğ köfte yapalım dedik ama çiğ köftelik bulgur yoktu. En sonunda sadece cacık yapabilmiştik. Neyse ki onun malzemeleri vardı. Şimdi sıra Türkiye’yi tanıtmaya gelmişti. İnternetten Türkiye ile ilgili tanıtım videoları indirdik. Atatürk hakkında videolar indirdik. Amacımız sinevizyon yardımı ile Türkiye’yi anlatmaktı. Gün gelmişti ve tanıtımdan önce Atatürk’ü tanıyıp tanımadıklarını sorduk ve herkesin cevabı aynıydı. Kimse tanımıyordu. İlk olarak Atatürk’ün kim olduğunu anlattıktan sonra videoyu izlemeye başladık. Her şey çok güzel gidiyordu. Videolar bitti ve onlara Türkiye hakkında görüşlerini sorduğumuzda aralarından birinin cevabı bizi cidden yaralamıştı. Türkleri adam öldüren kişiler olarak bildiğini ve zamanında birçok ülkeyi işgal ettiğimizi söylemişti. Arkadaşa o zaman işgaller yapan ülkenin Osmanlı İmparatorluğu olduğunu, şu anda tanıttığımız ülkenin ise Türkiye olduğunu açıkladık ve bunun bir savaş olduğunu o zamanlar bun normal bir şey olduğunu ve hatta kalmak için bunların yapıldığını anlattık. Ama neyse ki herkes Türkleri seviyordu. Daha sonraki günlerimiz ofiste oturarak geçti. Daha sonra izin alarak Berlin’e gitmeye karar verdik arkadaşlarımız ile. Sorun olmayacağını soylediler ve Berlin’e gitmek için yola çıktık. Berlin’e indiğimizde gece saat 2 idi. O gece bir otel bulmaya çalıştık ama maalesef bulamadık. Bizde tren garında kalmaya karar verdik. Tren garında geçirilen 1 geceden sonra Berlin’i gezmek için yola koyulduk. Hava yağmurluydu. Yağmurun altında gezmek hiç iyi değildi ki zaten o gece hasta olmamın sebebi de yağmurdu. Ertesi gün Berlin’den ayrılmam gerekti ama 1 gün içerisinde bir rekor kırmıştık ve neredeyse çoğu Berlin’in simgelerini gezmiştik. Tekrar uzun bir yolculuktan sonra kasabamıza dönmüştüm. 1 hafta boyunca her şey aynı idi saat sabah 11’den 1’e kadar sosyal merkezde yaşlılar ile beraber vakit geçiriyorduk, daha sonra da serbest şekilde kafamıza göre geziyorduk. Ben Türkiye’den giderken bu kadar rahat olacağımı düşünmezdim. Kesinlikle sizi sıkmıyorlar. Bir şeyi yapmak istemiyorsan zorlamıyorlar. Hatta sana soruyorlar ister misin diye. Daha sonraki hafta sonu bir tur şirketini gittik. Haftasonları tatil olduğu için değerlendirmek istedik ve Prag turuna yazıldık. Pazar günü sabah yola çıkacaktık ve akşam geri gelecektik. Ertesi gün hazırlığımızı yaptık ve ev sahibimiz bizi tur otobüsünün kalkacağı yere bıraktı. Her şey çok güzel geçti. Mutlaka Prag’a gitmelisiniz. O kadar etkileyici ki ben bir daha gitmek istiyorum. Ama aklınızda bulunması gereken 2 şey var. Birincisi eğer tura katılacaksanız tur rehberinin İngilizce bilip bilmediğini sormayı unutmayın çünkü bizim rehberimiz 8 tane dil bilmesine rağmen nedense aralarında İngilizce’yi öğrenememiş. Diğer bir olay ise eğer kendi imkanlarınız ile gezmeyi düşünüyorsanız Pazar günü gitmeyin. Çünkü o kadar kalabalık oluyor ki rahat rahat gezemiyorsunuz. Neyse, tur bitti ve aksam geri döndük. ertesi gün yine işimizin başına geçtik. Artık geri dönme vakti yaklaşıyordu ama ben dönmek istemiyordum. O kadar güzeldi ki her şey. Ben oradaki insanlara yardım etmek amacı ile gitmiştim ama onlar vesilesi ile birçok şey öğrendim. Ağaç oymacılığı, heykelcilik, çamurdan tabak yapma, resim, dostluk, yardım severlik. Ve daha bunun gidi bir sürü şey. Bunların hepsini bir arada nerde öğrenebilirsiniz ki. Kısacası bu yaşadığım 1 ay hayatımdaki en güzel zamanlardan biriydi. Dönme vakti geldiğinde doğal olarak içimi hem bir üzüntü hemde bir sevinç kaplamıştı. Üzülmemin nedeni böyle güzel bir yeri bırakıp gideceğimdendi ama bir yandan da seviniyordum çünkü vatanıma ailemin yanına dönecektim. Gitmemizden önce herkesle vedalaştık ve irtibat bilgilerimizi aldık. Çünkü tekrar görüşeceğimizden emindik. Ertesi gün yine bizi uzun bir yolculuk bekliyordu vatanımıza doğru. 8 saatlik tren yolculuğu bu sefer daha kısa sürdü. Sanırım nedeni gece yolculuğu yapmamızdandı ki zaten tüm yolculuk sırasında uyumuştum. Evet artık Türkiye uçağına binme vakti gelmişti ve 2,5 saat sonra İstanbul’da olacaktım. İşte güzel bir ay böyle geçti…
Sonuç olacak hiç aklımda yokken mükemmel bir ay geçirmiştim. Nasıl bende faydalanabilirim bu organizasyondan. Hepsinin cevabı GESOGED'te ... Ama ilk olarak kendi görüşümü sizler ile paylaşmak istiyorum. Bence herkesin yapması gereken bir şey. Sonuç olarak çoğu insan bırakın yurtdışına çıkmayı belki şehir dışına bile çıkamayacak durumdadır. İşte böyle bir olanak ile cebinizden hiçbir masraf yapmadan Avrupa’da toplam 31 ülkeye gitme şansı yakalayabilirsiniz. Gençlerin kendilerini geliştirmeleri, paylaşmayı öğrenmeleri, yardımlaşmayı öğrenmeleri ve bağımsız olarak bir şeyler yapmaları için bulunmaz bir fırsat. Hiçbir şekilde sizden bir para talep edilmemekte, üstüne üstlük size aylık cep harçlığı bile verilmekte. İnanması biraz zor geliyor belki ama denediğinizde göreceksiniz.
Bu haber 215 defa okunmuştur.
 |
Anı Yazıları |
 |
|
- Bu kategoriye henüz haber eklenmedi.
|
|
|
  |
40 Soruda Avrupa Gönüllü HizmetiMotivasyon Mektubu Nasıl Yazılmalı19 Ocak 201018 Ocak 2010 |
|
LIFEDREAMS4U
BALIKESİR'DE HAVA
Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.
|
|
Her Türlü Dökümanın Kayıt Hakkı Saklıdır. İzinsiz Kopyalanamaz ve Çoğaltılamaz.
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi
|